Orhan Gazi Kılıç

"Allah'ım sen beni, milletime ve devletime faydam dokunmadan alma"

Kafa Karışınca...

Yazar: Orhan Gazi KILIÇ — 30 Nisan 2008 Çarşamba — Saat: 17:46:00

Bir gün günlerden dündü :). Matematik dersine girmiştik hep beraber(sanki başka şansımız vardı da :) ) Konu da matrislerdi. Evet şu öğrenimi kolay ama yazımı zor olan matrisler... Her neyse her şey gayet doğal giderken birden bire (daha doğrusu her dersr olan ama niyeyse o ders her zamankinden fazla olan) bir ses yükselmesi oldu sınıfta. Konuş Allah konuş... Tabi ben konuşmuyorum :), e tabi hoca da zaten matematikle uğraşıyor kafasının karışması da yatkın olur. O sesle hocamızın kafası çok karıştı. Alıştırma yaparken geldi bu olay başımıza :). Şöyle ki:


Örnek bu. Hoca ilk bşta doğru anlattı ama gürültüden dolayı kafası karışınca, satırlarla sütunların yerini karıştırdı ve kafası karışık olunca bir insanın bir şeyi anlatabilmek de zorlaşır. En sonun da çok sevdiğim bir arkadaşım(özlem :)) ve sevdiğim :) kalktı. Hocaya satırla sütünun nerede olduğunu anlatmaya çalışıyorlar ama mümkün mü, değil tabi ki de. Kafası karıştı bir kere. Ben de eskiden beri orta okulda, lisede bu sınıfa gelene kadar hep öğretmenlerimizin yanlışlarını tahtaya kalkarak düzeltirdik, hatta bazan biz öğretmene anlatırdık ve bu sınıf içerisinde de alay konusu olmazdı. tamam, "aferin Orhan", "süpersin Orhan", "sağol Orhan", falan filan olurdu ama ben böyle bir sınıf görmedim.(Çok alaycılar.) Bundan cesaretle(tabi gülümünde orda oluşunun etkisi büyük. Böyle dediğimi duysa öldürürdü heralde beni :) ) ben de tahtaya kalktım. Hocaya anlatmaya çalıştım. Bu sırada tahtadaki sevdiğim ve sevdiğim arkadaşım :) yerlerine oturdular hocanın kafasının karışık olduğunu ve anlamayacağını anlayınca. Tabi ben kalktım birkere otuurmuyum. Aldım elime tebeşiri ve başladım anlatmaya. Sonra edemedim, bari grafiklere başvurayım dedim ve aşağıya yukarıdaki sorunun şu hâlini çıkardım:



Hocamız aslında bize doğru anlattı fakat sonradan kendi kafası karışınca işler birbirine girdi. En iyi bu şekilde anlatabildik. Herşey; Hocanın a23 = ? sorusuna "6" demesiyle ve bizim de itiraz edip "-5" dememizle başlamıştı. Sonradan açıklamayla işler düzenlendi... Tabi benim tahtaya yukarıdaki taboyu çizmemle sınıf galyana geldi, alkışlar, tezauratlar, "hocam maaşınızı Orhan'a verin" gibi iğrenç espiriler, sonrasında da devam eden, "hocam başlığın doğru olduğundan eminsiniz değil mi?" gibi yine iğrenç espiriler... çıkageldi. Şunu bastıra bastıra söylüyorum ki:
Ben tahtaya hocamızı küçük düşürmek için; ya da kendimi alkışlatmak için o tahtaya çıkmadım. Daha önceden de dediğim gibi biz orta okulda da, Lisede buraya kadar da hep hocalarımızın tahdadaki eksiklerini, hatalarını(onlar da insan tabiki hata yaparlar, bizden büyükler hata yaptı da biz düzelttik diye nedir bu alay anlamadım) önce yerimizden, eğer anlatamazsak bizzat izin alıp tahtada gösterir ya da anlatmaya çalışırdık, kimse de alay etmezdi(şimdiye kadar). Herhâlde insanlar biraz büyüyünce, güler yüz görünce azıtıyorlar. Buradan bu çıkıyor çünkü... Sizden büyüklerle hatalarını bir başkası giderdi diye alay etmemeniz, saygılı olmanız dileğiyle...(sizler zaten öylesiniz de...)

Ha unutmadan!, :D gerçi unutsam unutmasam da sizlerin ne işine yarayacak bu anlatacağım :). Yarın Din Kültüründen araştırma ödevim olan "Diyanet İşleri Başkanlığı'nı" anlatacağım... O kadar kişinin karşısına çıkmak bayağı zor olsa gerekki şimdiden heyecanlıyım :) Tekrar saygılarımla...

İyi Günler...


#orhangazikılıç #yazılımcı #programcı #mühendis #oyuncu #vatanperver